Ruhsuz

Sizde güneş sokağınızı terk ettiğinde ruhunuzu yatağa bıraktınız mı?

Hayatın beni etkilemesini bekliyorum. Sonra hayatı en çok insanların oluşturduğunu farkediyorum ama çevremde ki insanların neredeyse hepsini etkileyecek kadar farklı bir yaşam sürüyorum, bir çoğunun yerimde olmak isteyeceği kadar hemde.. az önce hiç bir zaman yapmak istemediğim işime gelmek için bütün gece uyumayıp daha sokak lambalarının bile zor aydınlattığı sokaklara düşüyodum. Yerler biraz ıslaktı, gece biraz yağmur atıştırmış ama ben son bindiğim otobüsten indiğimde obur bir insan gibi yağmur yemeye başlamıştı toprak, bizim tamda ağzında yaşadığımızı unutmuş yine. İnsanı gerektiğinden ya da düşünebileceğinden çok daha fazla rahatsız eden bir havada birde bu yağmurda ıslanmak, hem de yaz ayakkabılarımla birlikte, hiç mi hiç yaşamak istemeyeceğim birşeydi. Şimdi hala ıslak montumla birlikte kahvem için ısıtmaya başladığım suyun hazırlanmasını bekliyorum. Birazdan hayatın beni bir bardak kahve ile etkilemesine izin vereceğim… Kahve mi döktüm, üstelik istediğim kahvede kalmamıştı, hayat izin verdiğim halde kafamın içinde ki ‘gecenin dördünde istanbul‘ havasını bozmaktan başka bir iş yapmadı yine..
Bu sabah kendime verdiğim en güzel hediye hatta 21 yıldır kendime verdiğim en mükemmel düşünce yaşama nedeni mi bulmuş olmamdı. Daha düne kadar birileri bana bundan söz etse onunla çenem hareket edemeyecek hale gelene kadar dalga geçebilirdim, eleştrebilirdim. Ama yine en saf, en doğal olanı buldum ve aldım kollarımın altına. Çok değil bundan bir kaç yıl önce en zeki ve en çok düşünen sevgilim bana ‘kendini bul‘ diye söylenip dururdu. O gün bugündür uzun bir yolculuğa çıkmıştım. Bu yolculuktan en çok o zararlı çıkmıştı. Çünkü ilk işim onu hayatımdan çıkarmak olmuştu. Bugün en çok yol aldığım gün oldu.
Eğer bir tanrı varsa bize verdiği en mükemmel şey sevginin o büyük erdemi olmalıydı. Sevebilmenin gücü. Ama bu aşk romanlarında, filmlerinde ya da sözcüklerinde geçen sevgi değildi. Üst sokakta oturan Erdemin kız arkadaşı Sevgi’de değildi malesef. Çünkü romanlarda kötü sonlar vardı, filmler hüzünlü müziklerle hayat karartıyor, umutları yıkabiliyordu. Sevgi sözcükleri bu benimde içinde bulunduğum yoldaki pembe gözlüklü insanları korkutup geri döndürebiliyordu. Oysa sevgi o değildi. İnsanın bahsettiğim konuda sadece iki yolu vardı. İyi ve kötü. Sevgi denen şey bitebilecek, koklanacak, yenilecek, harcanacak, içilecek, kafanı güzel edecek bir şey değildi. Sevgi başka türlü birşey. Sürekli verebileceğin, hiç durmadan verebileceğin sanılanın aksine sen dağıttıkça hayvanlar gibi içinde çoğalan birşey. Tercih meselesi. Kötü yola girdikten sonra aynı yolu tekrar dönmen gerekir iyiyi bulman için. Ama iyi olanı seçtiysen, sevgiyle iç içeysen ve bi an bile vazgeçersen kendini kötünün içinde yalanın dolanın en içinde bulabilirdin.
Şimdi diyor ki adam ‘arada bir buluşalım seninle biz yine’ belli ki üzgün, terkedilmiş eski bir bina gibi hissediyor kendini.. Oysa öyle değil, terkettiğim ya da terkedildiğim tüm kadınları hala çok seviyorum. Tekrar olsa yine onları seçerdim sonuna kadar yaşayabilmek için. İnce bir çizgi var. Geçmişe bağlanmak ve gelecek yaratmak arasında. Arada bir istiyor insanın canı, hiç bırakmam diyor bir kez daha eskide kalan o güne dönebilsem. Ve bunu söylerken güzelim geleceği geçmişiyle tıka basa dolduruyor, böylece aklından hiç çıkmayan eskinin eskisi geçmişler yaratıyor. Gelecek boş bir sayfaysa yeni şeyler yazmalısın, önceki sayfadakileri tekrarlarsan hem sen sıkılırsın hemde insanın bir daha okuyası gelmez. Sonra terkedilmiş bir bina olmaktan yakınır durursun.
Düşündüklerimin yanından bile geçemez aslında bu satırlar, daha derin daha yoğun şeyler onlar ama bu boktan kelimeler başa çıkamıyor işte bu işle. Sonra üzerine bir kaç tane de nota basıyorum, havalıda oluyor hani ama ne boktan şeyler olduğunu bir ben biliyorum yine. Yaşamakta inanç meselesi, hani inancın tanrı ile senin aranda diyorlarya. Sevgide öyle aşkta, kelimelerde öyle kahvede, yağmur ve toprakta.. Herşeyin üzerinde ki o tanrısal değeri veremezsen ya terkedilmiş bir bina ya da kanalizasyon çukuru olma ihtimalin yüksek. Benim bunları söylerken her hangi bir kaygım yok ama sen yinede kahvede ki ya da yatak odasının kapısında ki tanrısallıktan bahsetme insanlara =)

‘Aylar önce bir gece yazıp, sabah işe gittiğimde tüm listemdeki insanlara gönderdiğim bir “Günaydın” yazısıydı. Tekrar paylaşmak istedim okumamış olanlar için.’

Add A Comment

Cheap Retro Replica NFL NBA MLB Throwback Football Basketball Jerseys | hp printer ink cartridges refills| Jewelry Making Supplies | Thumb Joint Pain | Dog Health Problems |Tinkerbell Personal Checks |Garden Planters