Ruhsuz

Sizde güneş sokağınızı terk ettiğinde ruhunuzu yatağa bıraktınız mı?

Archive for Şubat, 2009

Sakinim ben..

Posted by ruhsuz on Şub-22-2009

Hala sakinim..

Emin olun, ne vadettiğinizden fazlasını verebilirsiniz ne de egolarınız sahip olduğunuzdan daha azını göstermenize izin verir. Kaygısızlıktan bahsedip iz bırakmak adına yüzünüze yapıştırdığınız sonradan uydurma kurallarınız ancak kaygılarınızın üzerine beyaz bir çarşaf olabilir. Unutuğunuz ise siz çarşaf kadar dümdüz tertemiz olamazsınız, çarşaf üzerini kapatttığı şeyin şeklini belli eder.
Ben tam yakaladım derken, tam o hayat denen dağın tepesine çıktım derken bir baktım sizler gözükmüyorsunuz, beyaz çarşaflarınızdan yeryüzü, sizin yüzleriniz gözükmüyor =) Ben ne o çarşafın altında kalmak istiyorum ne de üzerinde kalıp yalnız yaşamak.

üff her seferinde yazacak binlerce kelime geçiyor aklımdan sonra klavyeye dokunduğumda vazgeçiyorum hepsinden. yazıyı yarım bırakıp filistinli bir çocuğun video’sunu izledim. Sonra dedim ki dayanabilmekse bunlara hayat, önce utanmayı bilmeliyiz. utanmayı bilmeyenden dayanmasını bekliyorum ben.

Ama hala sakinim.

Sanmıyorum zaten anladığınızı =) Sanat ne için yapılır deyip duruyorsunuz sadece. Şimdi bu sizin sanat dediklerinize birde Ruhsuz’un gözünden bakacağız.

Ruhsuz der ki fazla bıdı bıdıya gerek yok, şimdi çok değerli bir çevrim içi ansiklopedi olan Wikipedia’dan baktım önce güzel geldi ama baktım bocalamaya başlıyor anlattıkça. Neden bocalıyor çok fazla anlattığı için mi? Hayır. Çok fazla tanımın içinde kaybolduğu için. Yıllardır hayatımda neyi “tanım”ladıysam anlamını yitirmeye başladı. Bir şeyi sahiplendiğinde, ne kadar ulaşılamazsa o kadar çekici geliyor insana ve ne kadar yakınsa o kadar körleşmeye ve değer vermemeye başlıyor insan.

Yok abi yok sanat diye bişey, saat mi lan bu baktığın zaman kaç olduğunu söyleyesin :) Saatine bakarsın ve saat 5 dersin. Hanginiz sanat diye  tanımladığınız o şeyi tek kelime ile açıklayabiliyorsunuz? Hanginizin sanat diye tanımladığı şeyler 12 tane sayıdan oluşuyor? Durun ben söyleyeyim, “hiçbiri”..

Çünkü sanat kelimesinde ki beş harfin altına saklamaya çalıştığınız okyanus sayısız türde balık barındırıyor içinde. Resim diye bir sanat salı varmış şimdi okudum. Küçük bi kağıt üzerine kalem ya da boya ile sürterek sizde yapabilirsiniz :D anladık göze hitabı çok çok önemli ama yüz kez bakıp hiç birşey anlamadığım resimlerde oldu benim. Hatta benim dinlemekten başımın ağrıdığı ama insanların zevkle saatlerce dinlediği müzikler. Buradan anlıyoruz ki ne kadar ilgi çekerseniz o kadar sanat oluyor size göre, ama gözlerini bilmem kaç milim dışarı çıkaran kadın da bir anda çok fazla ilgi çekebiliyor saatlerce herkes onu konuşuyor. Sonra sanat çelişip gidiyor. İşte bu yüzden sanat diye birşey yok.

Birilerinin başka birilerinden üstün olan yanlarını izlenecek hale getiririp başka birilerini şaşırtma olayıdır sizin sanat dediğiniz.

Bu zaten denge, bildiğin doğa dengesi, öncekini al üstüne biraz ekle sonrakine aktar. Gayet sıradan birşey. Böylesnine sıradan birşey için kavgalar çıkıyor en çok onlara gülüyorum :) ben sanatçıyım sen değilsin ben hede yıl yaptım bu işi sen hödösün daha gibi tripler var :D Zamanla ne alakası var ulan sanatın :D

Sizin sanat dediğiniz bir çöp konteynrıdır abicim, kapının önüne gelince sende çöplerini içine bırakırsın..

Ve evet 15 yaşında da 90 yaşında da yapılabilir. Yeni bir heyecan katabiliyorsan, yeni bir tartışma yaratabiliyorsan yani her ne yapıyorda yaptığın şeye yeni dedirtebiliyorsan artık bu oyunun içindesindir. Yarış psikolojisiyle sanatmı yapılır lan :D birde öyle bir olay var, önce bir sanat tanımı yapılır sonra sanatçı yarışmaları yapılır.

Bu bir kendini ifade ediş biçimidir. Eğer bu işi kaygısızca yapamıyorsan zaten emin ol bir boka yaramayacaktır. Ne terbiyesiz adamım ya :) Çokta küfür ederim normalde, o da ayrı bir olay. Neyse.

Hevesim kaçtı ya başka birşey yazmıyorum. Hem zaten;
‘S’anmıyorum
‘A’nlayacaklarını
‘N’olduğunu
‘A’nlatamadan
‘T’ekrarlıyorum.. :)

Nefes & İç Çekiş

Posted by ruhsuz on Şub-2-2009

insanların sırf eleştirmek adına birbirini aşağıladığını gördükçe çok üzülüyorum.

Not: Bu bir eleştiri değil, iç çekiştir.

-

Hayat gittikçe zorlaşıyor tabirini kabul etmiyorum. Etrafta bilinen en tembel insan olarak görülsem bile, insanların asıl tembelliği düşünmeyerek, düşünmeye katlanmayarak yaptıklarını görüyorum. Uzun zamandır düşündüklerimi ya düz yazı ya da şiir şeklinde yazıyorum bir yerlere ve yazdıkça görüyorum ki her yazdığım bir öncekini ya tamamlıyor ya çürütüyor yani hep bir adım önce, zamanla doğru orantılı olarak. Aynı zamanda farkettiğim diğer şey ise artık bir çok insanın yazmaya başlaması ama “eline kağıdı, kalemi alan yazıyor kardeşim” demiyorum. Yazmak güzeldir, düşünmenin bir başka rengidir. Yazmak aslında bilinmeyenleri ortaya çıkarmaktır bir yerde, bir şey bilinmiyorsa hemen araştırılır, okunur, (bazıları)düşünür ve sonunda öğrenilir. Öyle bir hal aldı ki bu iş artık bilinmeyeni yazmak samanlıkta iğne aramaktan çok daha zor hale geldi. İnsanlar daha bilinçli basit tanımları basit düşünceleri kabul etmez haldeler. Bu yüzden yeni bir şey aramak yerine artık bilineni en iyi tanımlamak, yazmak bir şeyler üretmek kavramının yeni tanımı olmaya başladı. Büyük bir kısır döngüye girdi bu olaylar. Bilinenleri birleştirmek, benzetmek, yakınlaştırmak, zıtlaştırmak ve beyni daha kısa cümleler ile daha fazla yormak, işte bunun gibi kombinasyonlarla tekrar ilginçleştirilmeye başlandı yazı yazma olayı. Belki de ben böyle düşünüyorum, belki hala basit tanımlardan hoşlananlar ya da ne bileyim tarihi tekerrür ettirmekten hoşlananlar vardır. Benim gördüğümse gelecekte insanların beğenisini yakalamak zor olacak ve eski kabuğunu atmayan, yenilenmeyenler unutulup gidecekler.

Düşünmek insanı yoruyor ama bu belli bir döngüye girdiğinde artık hayatı ensesinden yakaladığında ve onunda burun buruna koştuğunda eğlenceli hale geliyor. Artık üzülmüyor, sıkılmıyor heyecanlanmıyorsun. Bir cevabın oluyor hayata, zamana karşı. Bu da insana tanrısallığı hediye ediyor. Yukarıdan, en tepeden bakma şansı veriyor. Herkesin bu olayı hakkıyla yaptığını düşünmüyorum tabiki. Tanrının işi kolay değil çünkü ve ben eminim ki insanların “tanrı” hedefini(tanımını) doğru yere koyamadıkları için bu yanılgılara düşüyorlar. Bilinçlenmek, küçücük çevremizde üstün insanı oynamak hoşuna gidiyor insanların ve sanırım ölüm bir adım sonraki uçurum olduğunda bu oyunu oynamaktan vazgeçiyorlar. Ölüm, bazen bir aşkın son dakikası, bazen işten kovulduğun gün, bazen arkadaşını ne kadar kırdığını anladığın an, bazen son nefes.. Saygı ve sevgide oyun olmaz, ciddi bir iştir, ayrı tutmak ayrı bir yere koymak gerekir.

Cheap Retro Replica NFL NBA MLB Throwback Football Basketball Jerseys | hp printer ink cartridges refills| Jewelry Making Supplies | Thumb Joint Pain | Dog Health Problems |Tinkerbell Personal Checks |Garden Planters