Ruhsuz

Sizde güneş sokağınızı terk ettiğinde ruhunuzu yatağa bıraktınız mı?

Archive for Mart, 2009

Sevemedim Ben Bu Günü…

Posted by ruhsuz on Mar-30-2009

Sevemedim ben bu günü
Sevemedim başından
Göremedim geçtiğini
Yanıbaşımdan, her yanımdan

Gelemedim ben oyuna
Gelemedim yaşımdan
Kovaladım sevdiğimi
Yanıbaşımdan, her yanımdan

Yaşamadım ben bu günü
Yaşamadım inadımdan
Göremedim geçtiğini
Yanıbaşımdan, her yanımdan

Ellerin uzanmasın
Uzak dursun dedim
Sakın dokunmasın
Hayal ettiklerim
Bana yakışmasın
İnancım yok benim

Kendimi Mutlu Etmeyi Öğrendim =)

Posted by ruhsuz on Mar-28-2009

Evvvet kendimi mutlu etmeyi öğrendim =) 22 yıldır bundan daha harika birşey farketmemiştim. Farkedişlerimin en mükemmeli ve en ” bana ait ” olanı bu şey. Ne istersem veriyorum kendime. Sonra farkettim ki aslında insan birşey olmayı hayal ettiğinde aslında zaten o şey oluyor. Yani büyük bir şeyin planını yaparken aslında zaten o şey olabiliyorsunuz. Geriye kalan tek şey beklentileriniz oluyor. Tam da kendinizi sahnede hayal ederken aslında zaten orada oluyorsunuz. Çünkü birgün sahnede olsanız aynen o halde olacaksınız. Gerçekten bunu bu kadar zaman önce farketmiş olmanız zaten olmanız gereken şey olduğunuza işarettir. Farklı birşey olamazsınzı oraya çıktığınızda. Ve eğer olmanız gereken zamandan önce varmanız gereken yere vardıysanız zaten orası olmanız gereken yer değildir ne olmanız gerektiği gibi olabilirsiniz ne de orada çok fazla kalabilirsiniz.
Aynen insanların taş devrinden bugünlere gelip, 4. dünya savaşını einstien’ın dediği gibi taş ve sopayla yapacağımız gibi. Birgün biz görsekte görmesekte bunlar olacak. Ama en büyük eksiğimiz (bu sefer bunun içine kendimide katıyorum) bunu farketmeden hala bir mucize olduğuna inanıyor olmamız. Mucize biziz aslında, birşeyleri değiştirebiliyor, başka birşeyleri başka birilerinin idolü haline getirebiliyoruz. Biz bir makine yapıp bunu burda uzuca mâl edip basit işler görürken ikinci dünya savaşından sonra (sanırım) Almanya hayvanlar gibi fabrikalar açıp bir çok şeyin en iyisinden üretmiştir. Çünkü zaten biz tasarlıyoruz ulan bildiğin insan, yapılan işi göklere çıkarmanın anlamı yok. Gerçi bana bakarsanız hiçbirşeyin anlamı yok ama madem ki böyle bi mevzudan bahsediyoruz o zaman bir keç anlam yükleyip onlarıda çürütmek gerekir.
İşte adamlar madem ki biz kurguluyoruz biz oluşturuyoruz o zaman bir insanın ihtiyacını görebilecek en mükemmel şeyi tasarlamalıyız diye düşünüp bir sürü şey tasarlamışlar (Almanlardan bahsetmiyorum). Artık öyle bir hale geldi ki 50′li 60′lı 70′li yılların buluşları 16-17 yaşındaki çocuklar tarafından bulunup geliştirilebiliyor. Dolayısı ile artık japonlar ve çinliler çok çok daha deli icatlar ile karşımıza çıkıyor.

Ama unutulan ne biliyor musunuz. ” Sahip oldularımız “. Çünkü malesef artık insanlar bunun farkında değil. Farkında olmadıkları gibi arayışları bu yönde. Sevgi, saygı.. Gerçek sevgi ve saygı ama.. Nasıl ki hüzünler gözlerimizi yaşlarla dolduruyorsa dizilerde filmlerde şarkılarda. Sevgilerde görebildiğimizde tüm varlığımızı göz yaşına boğabiliyor. Bu yüzden ağlamak bir hüzün belirtisi değildir benim için. Bu yüzden ağlamaktan utanmam ama bir kişi bile olsa beni ağlarken görememiştir. Özeldir. Saygı duyulası bir andır. Anlaşılmazdır. Tekdir. Siz hala arayış içindeyken ben yedim bitirdim o duygularıda. Onlarca oscar alan filmlerden, binlerce dilde dolaşan şarkıların içinden bulup çıkardım ben o yaşları. Farkedemediklerinizden. Umursamadıklarınızdan. Siz hala ararken onu size söyleyememekten yadırgadım kendimi. Anlatılmazlığından yaşardı gözlerim. Her ne varsa bu kadar zor benimsenen o kadar yakın oldum ona her ne varsa bu kadar kolay gülümseten o kadar uzak oldum ona.

Şimdi mutlu ve huzurluyum bunları yazarken. Kaygısız ve umursuzum. Rahatım her zaman ki gibi. Evde okulda işimde olduğum gibi rahatım ve umursamazım. Huysuzluğum, senin kederinden. Senin körlüğünden.

Yoksa yok kendime somurtmalarım.

Kendimle iyi anlaşırım ben.

Kendimi mutlu etmeyi öğrendim =)

Uyuyordum, uyandım..

Posted by ruhsuz on Mar-26-2009

Aklımda hayatı sorgulamamı engelleyen iki şey var. Aşk ve seks. Eğer bu ikisinden birine sahip değilsem, insanların önüme koyduğu aptal zırvaları düşünüp duruyorum. Binlerce yıldır çözülmemiş ama hala çözülmesi umudu ya da bir şekilde birilerinin menfaat umudu ile… Ve tekrarlıyorum eğer bu ikisinden birine sahip değilseniz inanın bana yaşamıyorsunuz. Sizde benim gibi ruhsuz birisiniz demektir.

Aşkı farkedemediğim bir zamanda bulmuştum. Farkettiğimdeyse artık hissedemeyeceğim kadar uzaktı bana. Ama öğrendiğim şey aslında aşkın tam ardında bize bıraktığı kocaman sevgiydi. Bu sevginin kime ait olduğunuda yeni farkettim sanırım ya da farkettiğim şekilde olmasını istiyorum. Çiçekte toprağa aşıktır ama senin için senin yanında büyür. Belkide büyüttüğümüz o kocaman sevgi bize aittir. Ve bizim kontrolümüz altındadır. Biz hiç denememişsek bambaşka arayışlar içinde olmamızın sebebi budur belki. Yokuş aşağı akan bir ırmak gibi, eğer akıntı çok hızlı diye korkarsak ve izlemekle yetinirsek bahçemize suyu götüremeyiz ama yön vermeyi denersek, en azından buna inanırsak belki o büyüttüğümüz kocaman sevgiyede yön verebiliriz.

Ne kadar çok korkutmuşlar bizi ve hala farketmediğimiz hayaletlerimiz var beynimizde.”Oysa ki özğürlüğü seçmek, Bir şehri tam kalbinden beyninden vurup gitmek var aklımda” diyor Teoman. Ve diyorum ki “Seni sadece şöhretin yüzünden seven kaltağı bırakıp hala tanımadığın sevgiyi içinde büyüten o güzele gitmeli insan”…

Ve..
Hayatın kulağıma fısıldadığı şarkıya
Kafiye olsun diye
Bir sigara daha içtim bugün..

Ve..
Güneş gözümü kamaştırır öğle saatlerinde
Gözüm kapanır yüzerim düşler sahilinde
Dilime dolanırsın iş çıkışı bir şarkı ile
Beyoğlu malzeme olur benim sözlerime..

Ve..
Kimbilir farketmeden kaç kişiyi kırdın kalbinden
Bu sabah kimbilir kaç kişi sen diye uyandı yerinden..

Ve..
su gibi kanarım insanlarına hala
artık kalp hiçbir aşka kanmıyorsa
biten saatlerin hesabını sorarcasına
önce ve sonrayı karıştırdıysam biramda..

Ve..
ilk değil ondan önce
son değil senden sonrası
hüzünler kaldı sende
böyle olmaz

aşk değil yaşanmamışsa
acı değil çekilmiyorsa
aklım kaldı sende
böyle olmaz

anı değil unutmuyorsam
eski değil sararmıyorsa
hala seni seviyorsam
böyle olmaz

evvel zaman içimde
varlığı en ağır biçimde
hepsi bir göz yanılmasıydı
kurtar kendini bir an önce

uyuyordum, uyandım..

Evrenya Maratonu!

Posted by ruhsuz on Mar-13-2009

686123 gündür bu dünya üzerinde nefes alıyorum. Bu sebepten sıkılmış olabilirim ki sadece 60 dakikada herhangi birşey ile uğraşmaktan ya da bir insanla konuşmaktan sıkılabildiğimizi göz önüne alırsak bu çok normal. Birde müzik ile biraz daha iç içe olduğunuzda hatta birazda köşesinden nefes alma teknikleri ile ilgilendiğinizde nefes aldığınızı farkedip bunu kontrol altına aldığınızda ne kadar sıkıcı olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Her görüş bu duruma farklı yorumlar getirebilir, iyimserler gözüyle bakın ya da bir an için kötümser bir insan olun ve hatta ateist olarak bile bakmayı deneyebilirsiniz. Ama en önemlisi ne kadar bakarsanız bakın çözüm denilen şeyin yanından bile geçemeyeceksiniz. En iyisi nefes almak bize bu kadar faydalı iken ki bu hiçbiriniz reddemez :D ( gördünüz mü genelleme yaptım haha ) işte o yüzden oksijen ve karbondioksit ile aranızı iyi tutun.
Hee evet ne alakası var bunun Evrenya Maratonu ile; hanginize sorsam birşeylerden sıkıldığınızı ya da birşeyleri değiştirmek ya da kendi tabirinizle düzeltmek istemeyecekmisiniz. Tabii ki bu sorunun cevabı evet! Hayır demek için son nefesinizi vermek için saniyeler kalması gerekirdi ki o zaman bile o kadar uzun hayatınız boyunca son ana sakladığınız birkaç söz dökülecektir ağzınızdan, en azından bir su istersiniz be =)
Değiştiremeyeceksiniz :D kim demişse “Tarif tekerrürden ibarettir” diye boşuna söylememiş abi, boşuna uğraşıyorsunuz. En çok müzik olduğu için bu ara hayatımda, bakıyorumda Duman grubu gidip Erkin Koray şarkıları söylüyor, Müslüm babacığınız gidip Kenan doğulu, Teoman şarkıları söylüyor. Hani önce dedim ki ulan ne biçim bir gençlik yetişiyor geçmişte yapılmış şarkıları söyleyip satıyorlar insanlara, satamıyorlar gerçi o ayrı konu ama satmaya çalışıyorlar işte, sonra bir baktım Müslüm babanız coşmuş bir, iki derken adam piyasayı yerinden oynatıyor. Demek ki sorun gençlerde değil. Ulan sorun Geçmişi günümüze taşıyanlarda da değil ki onuda geçtim işi gücü olmayan internet böcekleri şu eleman şu şarkısının şu bölümünü nereden çalmışta nereye monte etmiş şu eleman kimin kopyasıymış şu hatunun sesi diğerine bin basarmış ve inanmayacaksınız ama bunuda geçtim ben bir baktım kendimden bayağı bir uzaklaşmışım. Hemde kendimi o kadar zor şartlarda büyük acılar çekerek bulmuşken. Değiştiremeyeceksiniz abi.
Yapboz gibi birşey bu sen ne kadar karıştırırsan karıştır ne kadar beklersen bekle ya da ne kadar hızlı olursan ol zaten ortaya çıkacak resim belli, çizmişler koymuşlar önüne. E tabi eğer amacın yaptım demekse, çünkü yaptım diyebilmek için onların istediklerini topluyorsun kafanda sonra aynı makarnayı başka başka soslarla veriyorsun adamın önüne, Tarih tekerrürse, insanda çakal yermi o makarnayı sanıyorsun. Adam aç bir kere mutlaka laf edecek sana. Yok tabii ki amaç yaptım demek değilse bile bir mucize yaratamayacaksın efsane olamayacaksın. Öyle birşey yok, işte tam burada önceden çizilmiş başka bir yapboz’un parçası oluyorsun hemen, o yapbozun felsefeside “Yapabilirsin koçum sen harikasın, sen farklısın” masalı. Değişmeyecek hiçbirşey.. Son zamanlarda hep söylediğim gibi “Hiçbirşey, hiçbir zaman, hiçbir şekilde daha iyiye gitmemiştir, gitmeyecektir!”. Nefes almaya devam edeceksin. Altı milyar gün yaşayacak olsan bile içine hidrojen çekip haşikiesodört çıkaramayacaksın ağzından. Konuşan sincaplar çıkmayacak karşına, ne kadar iyi olursan ol şirinleri göremeyeceksin :D

Abi birde şu olaya bayılıyorum ha, şimdi birkaç tanesi çıkıp bana aptal saptal şeyler söyleyecek, “oğlum sen çok mu iyisin sanki, ona buna bok atmışsın sanane ulan istediğimizi yaparız yapmayız sanamı soracağız” gibi muhabbetler :D Acaba tam olarak türkçe yazdığım için mi anlamıyor insanlar beni =) yoksa çok mu ilginç kelimeler seçiyorum =) He bu arada “insanlar beni anlamıyor” derken bunu bir yakarış olarak söylemiyorum. Bu bir iç çekiştir.
(Ayrıca az önce sayfa kapandı :@ ……….. wordpress’i tamamen kaydetmemiş yazıyı çok sinirlendim. İçimden bir sürü küfür ettim hemde. Yazmıyorum ulan.)

Ama bilin ki değiştiremeyeceksiniz..

Ruhsuz Bulut

Posted by ruhsuz on Mar-6-2009

Bir bulut olsam
Yağıp yok olsam
Güneş gelene kadar
Toz toprak olsam

Birde rüzgara uçsam
Birkaç şehir görsem
Bunalsam geze geze
Yine bir bulut olsam

Cheap Retro Replica NFL NBA MLB Throwback Football Basketball Jerseys | hp printer ink cartridges refills| Jewelry Making Supplies | Thumb Joint Pain | Dog Health Problems |Tinkerbell Personal Checks |Garden Planters