Haftalardır yazdığım bunalım, depresif, karamsar yazılardan sonra müzik ile ilgili bir yazı yazayım dedim. Son iki haftadır neredeyse hiç müzik dinlemediğimi farkettim. Normalde eve gelir bilgisayarımı açar Gmail.com’a girer sonrada hemen müzik açar dinlerdim.
İki gün önce yine bilgisayarı açtım. Müzik klasörüme girdim. 114 klasör ve muhtemelen 250′den fazla müzisyen olmasına rağmen hiçbirini açıp dinlemek istemedim. Sonra Klasik Müzik klasörüne girdim. Espanoyleta – Gayta Anon diye kayıtlı bir müzik var hep dinlediğim açıp onu dinledim 5-6 kere.
Sonra dedim ki; içinde sözler geçen, bağırıp isyan edilen, belkide güzel şeylerden bahseden şarkılardan bıkmışım. Çünkü; sürekli sana belli şeyleri hatırlatıyorlar. Sürekli birşeylerin içinde boğuluyorsun. Yani eğer teoman, duman, bülent ortaçgil, şebnem ferah, oğuz aksaç, hariçten gazelciler, zıkkım gibi gruplar,müzisyenler dinliyorsan eğer, ya hayata ya kadınlara ya da kendine küsmen gerekiyor önce. Psikolojini o moda sokman gerekiyor. Çünkü sadece müziğiyle ilgilenemiyorsun bir şekilde sözleride etkiliyor seni.
İşte bu yüzden, ilk aklıma gelen Beethoven dinlemek oldu. Sonra hemen tüm diskografisini indirmeye başladım, daha bitmedi ama. Bir süre klasik müzik dinleyeceğim artık derken;
Yine sürekli girdiğim blog’lara girip yazılar okuyordum, bugün. Davit.in blogunda Romantik Dönem Klasikleri diye bir yazı okudum. Orada davit bu durumu çok güzel açıklamış. Ben çok sevdim yazıyı genel olarak.
Ve Klasik Batı Müziği tarihini araştırmaya başladım.