Ruhsuz

Sizde güneş sokağınızı terk ettiğinde ruhunuzu yatağa bıraktınız mı?

Author Archive

Paranomik..

Posted by ruhsuz on Nis-20-2009


Nefesi kesildi birden
Olan biteni anlamaya çalıştı
Sadece görüyordu
Sadece hissediyordu
İstedi kopkoyu bir dem
Gözleri onun için erdem
Acizlikti hisleri tamamen
Acizlikti korktu gizledi
Parmakları titredi aniden
Korktu
Ve yine korktu
Sağa sola bakındı
Her an gelebilirdi birileri
Acizdi pek bir şey bilmezdi
Korktu ve sustu…

Güzeldi etkilendi
O sorgulamadı güzelliği
Nede vurdumduymazlığı
Oydu belki beklediği
Kıpırdadı tam içinden
Bilemezdi görüşmeden
Söylemezdi utancından
Okumuştu bir bilgeyi
Güçlenmişti bilekleri
Kesildi paramparça
Hayret etti inanmadı
Izdıraba an kalmıştı
Fayda etmez sargı bezi
Acı içinde kalmıştı…

Öfke miydi deli miydi
Dindiremedi nefretini
Gökleri kıskandı o gece
İnanmadı mavisine
Bakamadı yıldızlara
Sevindi mi bilmiş miydi
Masum oldu gözbebeği
Tüm duygular iç içeyken
Sarhoş oldu tüm sözleri
Düğümleri çözdü bugün
Saldı renkli yarınlara
Boğazı durgundu bugün
Ağlamazdı göçten önce..

Susuyorsun işte..

Posted by ruhsuz on Nis-19-2009

Ulan önce ruhsuz olduğumun farkına vardım. Şimdi birde huzur problemi çıktı. İnsanların huzur kaygılarından kurtulmaları için nasihatler verirken gördüm ki asıl huzursuz benmişim. Belkide yeni oldu bu şey bana. Artık keyif almıyorum normalde sevdiğim herşeyden. Ama işin ilginci acizlikte yapamıyorum. Hani başka dinlemez senin derdini, o çokta önemli değil ama artık kendi derdimi kendim bile dinlemiyorum. Bırak işi gücü insanları arkadaşları dostları aileyi sosyal hayatı asosyal geceleri, kendimi bile umursamıyormuşum ben.
Bunu insanlarla paylaşmaya kalkınca farkettiğim daha önemli şey ise aslında bunları yapamayacak kadar aptal olmadığımı ama yapmak istemediğimi anladım. Ulan bu daha berbat bişey, ne bir siyasal görüşe bağlılık, ne bir dini inanca bağlılık, ne bir kaç insanın değerine bağlılık, hiçbir bağımlılığım kalmamış derken; bunları düşünürken sigara içtiğimi farkediyorum. Sigara ve alkol konusunda tam bir bağımlıyım artık ve nasıl ki diğer şeyleri yapmak istemiyorum bu bağımlılıklarımdan da kurtulmak istemiyorum.

Şimdide farkettim ki, bugüne kadar bi şekilde saçma sapan kurallarla yönetilen vücudum, beynim, yaşamım bir anda böyle tek başına bırakıldığında ya da tek başına kalmayı seçtiğinde, yönetimde kimse olmadığı için artık hiçbirşeye yönlendirilmiyor. Doğal olarak mevcut özelliklerimin değiştirilmesi için kimse uğraşmıyor daha doğrusu “uğraşmasına izin verilmiyor” tabii ki benim tarafımdan.. Aynı askeriye gibi böyle gelmiş böyle gider mantığıyla yaşamaya mahkum ettiğim bir vücudun içindeyim. Plansız, önemsiz, uğraşsız, umursuz, ruhsuz, HUZURSUZ..

Gitar bile çalmıyorum artık, son mevzuları az çok bilenler vardır beni tanıyanlardan. Sonra okkalı bir küfür edip böyle düzenin alayına sövüp, ne yapacaksam kendim yaparım dedikten 5 dakika sonra, şeytani bir iç ses “bok yaparsın” dediğinde, göz kapakları ağırlaşıyor omuzların yoruluyor bu sefer pes bir ses tonuyla sadece nefesinle gırtlağını kullanmadan sessiz bir “siktir” çekip, bilinçaltına yazılmış bütün planlarıda sigaranı yaktığın çakmakla yakıyorsun. Bilinçmiş beyinmiş düşünceymiş kutsallıkmış hepsinin kıçına birer tekme atıyorsun.. Ağırlaşan göz kapakların uykusuzlukla birleşip hafiftem kararmaya başlayıncada, Müzik klasörüne girip istisnasız hep girdiğin Duman klasörüne girip hangisi olduğuna hiç bakmadan bir şarkı açıyorsun. Sonra gönlün gecenin bir yarısı üst caddede ki yirmidört saat açık tekel’e gidip iki bira almak melankoliyi doruk noktasına taşımak istiyor ama iki bira alacak paranın olmaması zaten melankoli sınırlarını, tavanını, tabanını alt üst ediyor. Gecenin 5. küfür faslına geçiyorsun yavaştan. Huzursuzca. İç çekerek.. Yavaş yavaş…

Sonra ölümün sıfırıncı yıldönümünü yirmiyedi yaşına denk getirmek istiyorsun ama Jimi gibi uyuşrurucuyla mı yoksa Yavuz gibi uçarak mı yapacağına karar veremiyorsun. Kalan beş yıl buna karar verebilmek için çok azmış gibi geliyor.. Altıncı küfürlerinin içinde sakıncalı cümleler geçmiyor. Daha ince, alttan alttan giydiriyorsun bu sefer. Lem yelid ve Löp yutar.. Gibi..

Bu laneti yaza yaza bitirememek yazsanda bişeylerin çözülmediğini görmek iyice huzur bozuyor. Bunuda farkedince…….

Sanmıyorum zaten anladığınızı =) Sanat ne için yapılır deyip duruyorsunuz sadece. Şimdi bu sizin sanat dediklerinize birde Ruhsuz’un gözünden bakacağız.

Ruhsuz der ki fazla bıdı bıdıya gerek yok, şimdi çok değerli bir çevrim içi ansiklopedi olan Wikipedia’dan baktım önce güzel geldi ama baktım bocalamaya başlıyor anlattıkça. Neden bocalıyor çok fazla anlattığı için mi? Hayır. Çok fazla tanımın içinde kaybolduğu için. Yıllardır hayatımda neyi “tanım”ladıysam anlamını yitirmeye başladı. Bir şeyi sahiplendiğinde, ne kadar ulaşılamazsa o kadar çekici geliyor insana ve ne kadar yakınsa o kadar körleşmeye ve değer vermemeye başlıyor insan.

Yok abi yok sanat diye bişey, saat mi lan bu baktığın zaman kaç olduğunu söyleyesin :) Saatine bakarsın ve saat 5 dersin. Hanginiz sanat diye  tanımladığınız o şeyi tek kelime ile açıklayabiliyorsunuz? Hanginizin sanat diye tanımladığı şeyler 12 tane sayıdan oluşuyor? Durun ben söyleyeyim, “hiçbiri”..

Çünkü sanat kelimesinde ki beş harfin altına saklamaya çalıştığınız okyanus sayısız türde balık barındırıyor içinde. Resim diye bir sanat salı varmış şimdi okudum. Küçük bi kağıt üzerine kalem ya da boya ile sürterek sizde yapabilirsiniz :D anladık göze hitabı çok çok önemli ama yüz kez bakıp hiç birşey anlamadığım resimlerde oldu benim. Hatta benim dinlemekten başımın ağrıdığı ama insanların zevkle saatlerce dinlediği müzikler. Buradan anlıyoruz ki ne kadar ilgi çekerseniz o kadar sanat oluyor size göre, ama gözlerini bilmem kaç milim dışarı çıkaran kadın da bir anda çok fazla ilgi çekebiliyor saatlerce herkes onu konuşuyor. Sonra sanat çelişip gidiyor. İşte bu yüzden sanat diye birşey yok.

Birilerinin başka birilerinden üstün olan yanlarını izlenecek hale getiririp başka birilerini şaşırtma olayıdır sizin sanat dediğiniz.

Bu zaten denge, bildiğin doğa dengesi, öncekini al üstüne biraz ekle sonrakine aktar. Gayet sıradan birşey. Böylesnine sıradan birşey için kavgalar çıkıyor en çok onlara gülüyorum :) ben sanatçıyım sen değilsin ben hede yıl yaptım bu işi sen hödösün daha gibi tripler var :D Zamanla ne alakası var ulan sanatın :D

Sizin sanat dediğiniz bir çöp konteynrıdır abicim, kapının önüne gelince sende çöplerini içine bırakırsın..

Ve evet 15 yaşında da 90 yaşında da yapılabilir. Yeni bir heyecan katabiliyorsan, yeni bir tartışma yaratabiliyorsan yani her ne yapıyorda yaptığın şeye yeni dedirtebiliyorsan artık bu oyunun içindesindir. Yarış psikolojisiyle sanatmı yapılır lan :D birde öyle bir olay var, önce bir sanat tanımı yapılır sonra sanatçı yarışmaları yapılır.

Bu bir kendini ifade ediş biçimidir. Eğer bu işi kaygısızca yapamıyorsan zaten emin ol bir boka yaramayacaktır. Ne terbiyesiz adamım ya :) Çokta küfür ederim normalde, o da ayrı bir olay. Neyse.

Hevesim kaçtı ya başka birşey yazmıyorum. Hem zaten;
‘S’anmıyorum
‘A’nlayacaklarını
‘N’olduğunu
‘A’nlatamadan
‘T’ekrarlıyorum.. :)

Cheap Retro Replica NFL NBA MLB Throwback Football Basketball Jerseys | hp printer ink cartridges refills| Jewelry Making Supplies | Thumb Joint Pain | Dog Health Problems |Tinkerbell Personal Checks |Garden Planters