Ruhsuz

Sizde güneş sokağınızı terk ettiğinde ruhunuzu yatağa bıraktınız mı?

Kendimi Mutlu Etmeyi Öğrendim =)

Posted by ruhsuz on Mar-28-2009

Evvvet kendimi mutlu etmeyi öğrendim =) 22 yıldır bundan daha harika birşey farketmemiştim. Farkedişlerimin en mükemmeli ve en ” bana ait ” olanı bu şey. Ne istersem veriyorum kendime. Sonra farkettim ki aslında insan birşey olmayı hayal ettiğinde aslında zaten o şey oluyor. Yani büyük bir şeyin planını yaparken aslında zaten o şey olabiliyorsunuz. Geriye kalan tek şey beklentileriniz oluyor. Tam da kendinizi sahnede hayal ederken aslında zaten orada oluyorsunuz. Çünkü birgün sahnede olsanız aynen o halde olacaksınız. Gerçekten bunu bu kadar zaman önce farketmiş olmanız zaten olmanız gereken şey olduğunuza işarettir. Farklı birşey olamazsınzı oraya çıktığınızda. Ve eğer olmanız gereken zamandan önce varmanız gereken yere vardıysanız zaten orası olmanız gereken yer değildir ne olmanız gerektiği gibi olabilirsiniz ne de orada çok fazla kalabilirsiniz.
Aynen insanların taş devrinden bugünlere gelip, 4. dünya savaşını einstien’ın dediği gibi taş ve sopayla yapacağımız gibi. Birgün biz görsekte görmesekte bunlar olacak. Ama en büyük eksiğimiz (bu sefer bunun içine kendimide katıyorum) bunu farketmeden hala bir mucize olduğuna inanıyor olmamız. Mucize biziz aslında, birşeyleri değiştirebiliyor, başka birşeyleri başka birilerinin idolü haline getirebiliyoruz. Biz bir makine yapıp bunu burda uzuca mâl edip basit işler görürken ikinci dünya savaşından sonra (sanırım) Almanya hayvanlar gibi fabrikalar açıp bir çok şeyin en iyisinden üretmiştir. Çünkü zaten biz tasarlıyoruz ulan bildiğin insan, yapılan işi göklere çıkarmanın anlamı yok. Gerçi bana bakarsanız hiçbirşeyin anlamı yok ama madem ki böyle bi mevzudan bahsediyoruz o zaman bir keç anlam yükleyip onlarıda çürütmek gerekir.
İşte adamlar madem ki biz kurguluyoruz biz oluşturuyoruz o zaman bir insanın ihtiyacını görebilecek en mükemmel şeyi tasarlamalıyız diye düşünüp bir sürü şey tasarlamışlar (Almanlardan bahsetmiyorum). Artık öyle bir hale geldi ki 50′li 60′lı 70′li yılların buluşları 16-17 yaşındaki çocuklar tarafından bulunup geliştirilebiliyor. Dolayısı ile artık japonlar ve çinliler çok çok daha deli icatlar ile karşımıza çıkıyor.

Ama unutulan ne biliyor musunuz. ” Sahip oldularımız “. Çünkü malesef artık insanlar bunun farkında değil. Farkında olmadıkları gibi arayışları bu yönde. Sevgi, saygı.. Gerçek sevgi ve saygı ama.. Nasıl ki hüzünler gözlerimizi yaşlarla dolduruyorsa dizilerde filmlerde şarkılarda. Sevgilerde görebildiğimizde tüm varlığımızı göz yaşına boğabiliyor. Bu yüzden ağlamak bir hüzün belirtisi değildir benim için. Bu yüzden ağlamaktan utanmam ama bir kişi bile olsa beni ağlarken görememiştir. Özeldir. Saygı duyulası bir andır. Anlaşılmazdır. Tekdir. Siz hala arayış içindeyken ben yedim bitirdim o duygularıda. Onlarca oscar alan filmlerden, binlerce dilde dolaşan şarkıların içinden bulup çıkardım ben o yaşları. Farkedemediklerinizden. Umursamadıklarınızdan. Siz hala ararken onu size söyleyememekten yadırgadım kendimi. Anlatılmazlığından yaşardı gözlerim. Her ne varsa bu kadar zor benimsenen o kadar yakın oldum ona her ne varsa bu kadar kolay gülümseten o kadar uzak oldum ona.

Şimdi mutlu ve huzurluyum bunları yazarken. Kaygısız ve umursuzum. Rahatım her zaman ki gibi. Evde okulda işimde olduğum gibi rahatım ve umursamazım. Huysuzluğum, senin kederinden. Senin körlüğünden.

Yoksa yok kendime somurtmalarım.

Kendimle iyi anlaşırım ben.

Kendimi mutlu etmeyi öğrendim =)

  1. Mehmet Davut Said,

    bravo

Add A Comment

Cheap Retro Replica NFL NBA MLB Throwback Football Basketball Jerseys | hp printer ink cartridges refills| Jewelry Making Supplies | Thumb Joint Pain | Dog Health Problems |Tinkerbell Personal Checks |Garden Planters